Gönderen Konu: Kına Gecesi İle İlgili Bilgiler  (Okunma sayısı 832 defa)

Çevrimdışı Pεrι мαѕαlı

  • ÇEYİZ KIZ :)
  • Forum Yöneticisi
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 17408
  • Beğen: +97/-0
  • Çeyiz Hazırlıgında :)
Kına Gecesi İle İlgili Bilgiler
« : 06 Ekim 2014, 14:41:11 »
Kına Gecesi İle İlgili Bilgiler

Hüznün ve mutluluğun bir arada yaşandığı gün; kına geceleri… Eskiden çok özel ritüellerle kutlanan kına geceleri şimdilerde kızların bir araya geldiği bekarlığa veda partileri adına kutlanıyor… Uzun bir kına yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?

Birçok kültürün en önemli parçalarından biridir düğün törenleri. Düğün törenleri içinde yer alan, gelinin baba evinde kalacağı son gece yapılan kına gecesi ise en duygu yüklü olanıdır. Bölgeden bölgeye değişse de hüzünlü, yanık bir ezgi ile söylenen ağıtlar bu eğlence gecesinin olmazsa olmazıdır. Günümüzün yükselen trendi kına gecelerine gelin bir de geleneksel pencereden bakalım.

Pazartesi günü çeyizin yolculuğu…

Eskiden düğün eğlencelerine pazartesi günü çeyizin damat evine gönderilmesiyle başlanırdı. Çeyiz alayının önünde kumaşlar, meyve ve çiçeklerle ağaç şeklinde süslenmiş nahıllar (Osmanlı geleneğinde düğün, sünnet alayı türünden eğlencelerde ağaç şeklinde yapılan, üzerinde balmumundan insan, hayvan, meyve, çiçek, gemi modelleri bulunan, çeşitli mücevherler, renk renk kağıtlardan kurdeleler ve gümüş yapraklarla bezeli şenlik süsü) taşınırdı. Salı günü yapılan gelin hamamından sonra, Çarşamba akşamı gelin evinde kına gecesi düzenlenirdi. Bu sırada beyler de selamlıkta ya da damat evinde eğlenirlerdi. Kına gecesinde gelin, genç kızlar ve yengeler, bindallı adı verilen, kadife veya atlas üzerinde dival tekniğiyle işlenen ağır elbiseler giyerler, gelinin yüzüne pullu al duvak örtülürdü. Damadın akrabalarından birkaç kişi, kınayı gümüş tepsi içinde ve üzerine iki mum dikerek gelin evine getirirlerdi. Bütün misafirler yerlerini aldıktan sonra, kayınvalide kendi getirdiği ipek kumaşı yolluk gibi önüne serdirirdi. Gelin ve arkadaşları, ellerinde yanan mumlarla ve gelinin başına bereket paraları saçarak davetlilerin yanına gelirlerdi. Gelin, yere serilen kumaşın üzerinde yürüyerek kayınvalidesinin elini öpmeye giderdi. Ortaya kuruyemiş, çörek, badem şekeri getirilir, kına gecesine özgü türkü ve maniler söylenerek gelin ağlatılır, bunun bereket getireceğine inanılırdı. Daha sonra gelin bir yastığa oturtulur, kayınvalidesi avucunun ortasına bir altın koyar, mutlu evliliği olan bir kadın tarafından gelinin avuçlarına, parmak uçlarına ve ayak başparmaklarına kına yakılırdı. Gelin avucundaki bu altını uğur ve bereket için saklardı. Arkadaşları da kısmetleri açık olsun diye kendi ellerine kına yakarlardı.

Değişen kına geceleri

Osmanlı’dan itibaren kına gelenekleri de değişime uğradı; bu değişime göre kına geceleri düğünden bir gün önce kız evinde yapılmaya başlandı. Genellikle çok yakın akrabalar ve arkadaşlar kına gecesine katılır oldu. Kınanın yakılacağı gün kız evine bayrak asılır, bu düğünün başladığı anlamına gelirdi. Kına gecesi gelin evine gelen misafirlere kuruyemiş ve içecek ikram edilir, kına yakılana kadar oyunlar oynanır, halaylar çekilirdi. Gelin önce şık bir tuvalet giyer ancak kına yakılacağı sırada üzerini değiştirerek bindallı denilen kadifeden yere kadar uzanan kaftan türünde bir giysi giyerek, başına kırmızı bir örtü örtülürdü. Kına yakılmadan önce gelin ve damadın oturması için salonun ortasına birer sandalye konur ve erkek tarafının getirdiği kına, mumlarla süslü bir tepside hazırlanırdı. Genç kızların ellerine birer mum verilir; önce elinde kına tepsisiyle erkek çocuğu ve güzel evliliği olan bir hanım, arkasından gelin, onun arkasından da ellerinde mumlar olan genç kızlar türkü söyleyerek boş sandalyelerin etrafında dönerler. Sonra gelin ve damat sandalyeye oturur, bu sırada içli türküler söylenmeye devam edilir. Amaç gelini ağlatmaktır. Erkeğe de aynı şekilde kına yakılıp eldiven geçirilir. Daha sonra gelinin başındaki kırmızı örtü açılır ve kına misafirlere dağıtılır. Gelinin evlenmemiş bekar bir arkadaşı kimseye çaktırmadan kırmızı kına örtüsünü gelinin başından çalarsa onun da kısa sürede evleneceğine inanılır.


Bunları biliyor muydunuz?

Kına gecesinde söylenen kına ağıtları, tıpkı ölüm ağıtları gibi belli bir tören unsuru taşıyan ağıtlardır. Yalnızca kadınlar tarafından, geline kına yakılırken ve genellikle sazsız, çalgısız söylenir. Kına gecesinde amaç gelini ağlatmaktır. Eğer ağlamazsa “kocada gönlü var” şeklinde yorumlanır ve ayıplanır. Kına ağıtlarında ağırlıklı tema ayrılık ve gurbettir. Bu ağıtların oluşumunda coğrafi özellikler, ağıtı yakanlar tarafından sıklıkla kullanılır.

Nasıl bir kına gecesi?

Kına gecesi ritüeli günümüzde, özellikle büyük şehirlerde yerini bekarlığa veda partilerine bıraktı. Artık düğünden birkaç gün önce ve farklı eğlence mekanlarında düzenleniyor kına geceleri. Eskiden evlerden dışarı taşan kına eğlenceleri, şu sıralar popüler barlarda, SPA merkezlerinde, otellerde, karaoke barlarda yapılıyor. Kına gecesi düzenlenecek mekan, çoğunlukla gelin adayının arkadaş ve akrabaları tarafından kapatılıyor. Dansözlü, sazlı sözlü eğlence başlıyor. Kimi zaman bu kutlamaya erkek tarafı da katılıyor. Hem ağlarım hem giderim durumu gece boyunca sürüyor. Hem kızlarla çene çalalım hem de düğünden önce biraz güzelleşelim diyenler ise soluğu SPA merkezinde alıyor.

Kına deyip geçmeyin

Orta Asyalı kadınlar kınayı süslenmek ve kendilerini diğer kadınlardan farklı göstermek için kullanır, törenlerde birbirlerini boyarlarmış. Kadınların bol göz yaşı döktükleri ama eğlencenin de bol olduğu bu geceler özellikle Hindistan’da oldukça yaygın. Kına yakılan kadın, kınanın vücudundan yok olmasına kadar hiçbir işte çalıştırılmaz, hatta kutsal sayılırmış. Ayrıca bazı ülkelerde kınanın bol şans getirdiğine de inanırlarmış.


Nişan Tarihimiz  .aşık

09.11.2013

Düğün Tarihimiz

14.06.2015  özgeserkan

O Şimdi Asker Yareni  :kalpler2:

Evhobin Forum Sitesi

Kına Gecesi İle İlgili Bilgiler
« : 06 Ekim 2014, 14:41:11 »